Bireyselleştiğimiz,bencilleştiğimiz,kendi beklenti ve menfaatlerimiz doğrultusunda insanları tanımaya çalıştığımız şu çağda İslam kardeşliğini yeniden diriltmek duasıyla..
Dersten Kısa Notlar: -İslam kardeşliği yani ümmet dediğimiz birliktelik dikeye doğrudur; yaratan Allah azze ve celleyi tanımakla başlayan, O’na doğru yönelen bir birlikteliktir. Ortak noktası imandır. “Bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir; Ben de hepinizin Rabbiyim.” (Enbiya-92) -Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın.” Dünyadan ahirete yolculuk kardeşliği bu. Ve bu kardeşlik koşup bir yol almayı gerektiriyor. Namazda, ticarette, yolda, birbirinize yardım ederken buluşuyorsunuz ve aynı istikamette bir heyecanı yaşıyorsunuz: Biz bu dünyadan ayrılacağız, ahirette Rabbimizin katında buluşacağız ve O bize sonsuz bir gelecekte mutluluk yaşatacak. İşte bu amaç birliği kardeşliğe yol açıyor. -Yardın eden Mü’minler bunu Allah azze ve cellenin rızası için yaparlar. O kişilerden bir karşılık beklemeden hatta teşekkür bile beklemeden yaparlar. İşte bu bir muhabbete yol açıyor. Yardım gören kişi “Allah için bana iyi davranıyor. Ben de Allah’ı seviyorum.” Diyor ve dolayısıyla Allah üzerinden köprülenen bir sevgi oluşuyor. “Bana acıdığı için yapmıyor, beni aşağılamak için veya minnet altında bırakmak istediği için yapmıyor.” Cenâb-ı Hakk’ın aramızda farklı farklı dağıttığı rolleri oynuyoruz. “Genişçe yayan da O, daraltan kısan da O” Amaç ahiret olunca işler yoluna giriyor, akış sevgiye, meveddete, güzelliğe gidiyor. Ama amacı dünya haline getirince bu kez kutuplaşma, zıtlaşma başlıyor, kardeş kardeşle karşı karşıya geliyor. -Paylaşmadan biriktirerek daha fazla dünya metası elde edeceğimizi sanır isek birbirimize düşman olmamız kaçınılmaz. -“İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, üçüncüyü ister. İnsanoğlunun karnını topraktan başka bir şey doyurmaz.” (Müslim, Zekât, 117) -“Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Sizin Allah katında en değerliniz en takva sahibi olanınız.” (Ahmed b.Hanbel / el-Müsned) -En önemli sorumluluğumuz birliğimizi ve beraberliğimizi korumak. Çünkü bunu heder etmeye çalışan bir karşı düşman var, şeytanlarla işbirliği içinde olan. Birlik beraberlik görünümünü muhafaza etmek Mü’minlerin lehinedir. Zamanımızdaki en büyük yanlışlardan biri de bu; Mü’minlerin birbirlerini çok rahatlıkla ötekileştirmesi, tekfir etmesi, inançsızlıkla itham etmesi yaygın haline geldi. Ve böylece onu düşman belliyor kardeşlikten atıyor, bu çok korkunç bir şey. İnsanların şahsi hayatlarındaki veya söylemlerindeki eksiklerini gediklerini deşifre etmek sanki bir görevmiş gibi yapanlar var. Bırakın milletlerarası ayrışmayı, kendi toplumunda hatta kendi şehrinde, mahallesinde bile “falancalar öyle, falancalar şöyle, İslam’ı şu tonda yaşayanlar, bu tonda yaşayanlar” şeklindeki ifadeler ile ayrışıyorlar ve uhuvvet bağlarını gevşetiyorlar. Ve daha kötü bir hastalık; “Hak olan biziz, diğerleri sadece Müslüman görünümlü” gibi bir anlayışa gidiyorlar. İşte bu doğrudan kardeşliğimize kast etmek olur. Mü’minlerin genel görünümünü bozup parçalı hale getirmek bizi daha fazla bir günah yüküne çekebilir. -Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize kötülük etmeyin, birbirinizi çekiştirmeyin. Ey Allah"ın kulları, kardeş olun.” (Müslim, Birr 32. Buhârî, Edeb 57; Ebû Dâvûd, Edeb 47; Tirmizî, Birr 24; İbni Mâce, Duâ 5) Mü’min, Mü’min kardeşinin eşyasını da korur, haysiyetini de korur. -Kardeşliği hiç bir konuya kurban etmemeli. Ayrışmayı körüklememeli. Ortak paydalarımızı sıkı sıkıya savunmalı, korumalı. Birbirimizi eleştirebiliriz de, ayrımlarımızda hatalar bulabiliriz de bunları müzakere edebiliriz fakat bunları elzem meselelermiş gibi üst plana taşıyıp, birbirimizi dinden ihraç edecek, tekfir edecek bir boyuta götürmememiz gerekiyor. Tabi ihtilaflarımız olabilir ama iyi niyeti muhafaza ederek tartışabiliriz. Müştereklerimize sarılıp kardeşliğimizi muhafaza etmemiz gerekiyor. Belki en kestirme formül yaptığımız her şeyde Cenâb-ı Hakk’ın rızasını gözetip, O’nun için sevmek O’nun için buğz etmek. Prof. Dr. Hfz. Halis AYDEMİR
Allah Razı olsun. Rabbim Öğrendiklerimizle Amel etmeyi nasip etsin.
SübhanAllah 🌻
Hocam Allah (cc) razı olsun.
Allah razı olsun sizlerden
❤
Rabbim sizden razı olsun, sizi iki cihanda bahtiyar eylesin.
Allah razı olsun hocam
Rabbim cümlemizden razı olsun kıymetli hocam hocam hocam hocam
Bireyselleştiğimiz,bencilleştiğimiz,kendi beklenti ve menfaatlerimiz doğrultusunda insanları tanımaya çalıştığımız şu çağda İslam kardeşliğini yeniden diriltmek duasıyla..
AMİN
Kardeşlik bilincine o kadar ihtiyacımız var ki...
Dersten Kısa Notlar:
-İslam kardeşliği yani ümmet dediğimiz birliktelik dikeye doğrudur; yaratan Allah azze ve celleyi tanımakla başlayan, O’na doğru yönelen bir birlikteliktir. Ortak noktası imandır.
“Bu sizin ümmetiniz tek bir ümmettir; Ben de hepinizin Rabbiyim.” (Enbiya-92)
-Ebû Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir iş göstereyim mi? Aranızda selâmı yayın.”
Dünyadan ahirete yolculuk kardeşliği bu. Ve bu kardeşlik koşup bir yol almayı gerektiriyor. Namazda, ticarette, yolda, birbirinize yardım ederken buluşuyorsunuz ve aynı istikamette bir heyecanı yaşıyorsunuz: Biz bu dünyadan ayrılacağız, ahirette Rabbimizin katında buluşacağız ve O bize sonsuz bir gelecekte mutluluk yaşatacak. İşte bu amaç birliği kardeşliğe yol açıyor.
-Yardın eden Mü’minler bunu Allah azze ve cellenin rızası için yaparlar. O kişilerden bir karşılık beklemeden hatta teşekkür bile beklemeden yaparlar. İşte bu bir muhabbete yol açıyor. Yardım gören kişi “Allah için bana iyi davranıyor. Ben de Allah’ı seviyorum.” Diyor ve dolayısıyla Allah üzerinden köprülenen bir sevgi oluşuyor. “Bana acıdığı için yapmıyor, beni aşağılamak için veya minnet altında bırakmak istediği için yapmıyor.”
Cenâb-ı Hakk’ın aramızda farklı farklı dağıttığı rolleri oynuyoruz. “Genişçe yayan da O, daraltan kısan da O”
Amaç ahiret olunca işler yoluna giriyor, akış sevgiye, meveddete, güzelliğe gidiyor. Ama amacı dünya haline getirince bu kez kutuplaşma, zıtlaşma başlıyor, kardeş kardeşle karşı karşıya geliyor.
-Paylaşmadan biriktirerek daha fazla dünya metası elde edeceğimizi sanır isek birbirimize düşman olmamız kaçınılmaz.
-“İnsanoğlunun iki vadi dolusu altını olsa, üçüncüyü ister. İnsanoğlunun karnını topraktan başka bir şey doyurmaz.” (Müslim, Zekât, 117)
-“Arabın Arap olmayan (acem) üzerine bir üstünlüğü yoktur. Arap olmayanın da Arap üzerine bir üstünlüğü yoktur. Sizin Allah katında en değerliniz en takva sahibi olanınız.” (Ahmed b.Hanbel / el-Müsned)
-En önemli sorumluluğumuz birliğimizi ve beraberliğimizi korumak. Çünkü bunu heder etmeye çalışan bir karşı düşman var, şeytanlarla işbirliği içinde olan. Birlik beraberlik görünümünü muhafaza etmek Mü’minlerin lehinedir. Zamanımızdaki en büyük yanlışlardan biri de bu; Mü’minlerin birbirlerini çok rahatlıkla ötekileştirmesi, tekfir etmesi, inançsızlıkla itham etmesi yaygın haline geldi. Ve böylece onu düşman belliyor kardeşlikten atıyor, bu çok korkunç bir şey.
İnsanların şahsi hayatlarındaki veya söylemlerindeki eksiklerini gediklerini deşifre etmek sanki bir görevmiş gibi yapanlar var. Bırakın milletlerarası ayrışmayı, kendi toplumunda hatta kendi şehrinde, mahallesinde bile “falancalar öyle, falancalar şöyle, İslam’ı şu tonda yaşayanlar, bu tonda yaşayanlar” şeklindeki ifadeler ile ayrışıyorlar ve uhuvvet bağlarını gevşetiyorlar. Ve daha kötü bir hastalık; “Hak olan biziz, diğerleri sadece Müslüman görünümlü” gibi bir anlayışa gidiyorlar. İşte bu doğrudan kardeşliğimize kast etmek olur. Mü’minlerin genel görünümünü bozup parçalı hale getirmek bizi daha fazla bir günah yüküne çekebilir.
-Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Birbirinize buğz etmeyin, birbirinize kötülük etmeyin, birbirinizi çekiştirmeyin. Ey Allah"ın kulları, kardeş olun.” (Müslim, Birr 32. Buhârî, Edeb 57; Ebû Dâvûd, Edeb 47; Tirmizî, Birr 24; İbni Mâce, Duâ 5)
Mü’min, Mü’min kardeşinin eşyasını da korur, haysiyetini de korur.
-Kardeşliği hiç bir konuya kurban etmemeli. Ayrışmayı körüklememeli. Ortak paydalarımızı sıkı sıkıya savunmalı, korumalı. Birbirimizi eleştirebiliriz de, ayrımlarımızda hatalar bulabiliriz de bunları müzakere edebiliriz fakat bunları elzem meselelermiş gibi üst plana taşıyıp, birbirimizi dinden ihraç edecek, tekfir edecek bir boyuta götürmememiz gerekiyor. Tabi ihtilaflarımız olabilir ama iyi niyeti muhafaza ederek tartışabiliriz. Müştereklerimize sarılıp kardeşliğimizi muhafaza etmemiz gerekiyor. Belki en kestirme formül yaptığımız her şeyde Cenâb-ı Hakk’ın rızasını gözetip, O’nun için sevmek O’nun için buğz etmek.
Prof. Dr. Hfz. Halis AYDEMİR
Hocam, İran yönetimine , iktidarina ne diyelim? Müslüman mi d
1....Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
Bismillahirrahmanirrahîm.
بسم الله الرحمن الرحيم
1 - Fatiha Suresi
سورة الفاتحة
”Başlangıç / Açılış
Başka isimleri
Ümmü'l-Kitab (Kitabın özü)
Ümmü'l-Kur'an (Kur'an'ın özü)
es-Seb’ul-Mesânî (tekrarlanan 7 ayet)
es-Salât„
1 - Fatiha Suresi
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
١﴾ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ ﴿٢﴾ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِۙ ﴿٣﴾ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِۜ ﴿٤﴾ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَاِيَّاكَ نَسْتَع۪ينُۜ ﴿٥﴾ اِهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَق۪يمَۙ ﴿٦﴾ صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْۙ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا الضَّٓالّ۪ينَ ﴿٧
أمين
Bismillahirrahmanirrahîm.
بسم الله الرحمن الرحيم
Elhamdulillâhi rabbil'alemin, Errahmânir'rahim, Mâliki yevmiddin, İyyâke na'budu Ve iyyâke neste'în, İhdinessirâtal mustakîm, Sirâtallezine en'amte aleyhim Ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
آمِين . amin'
1- “Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm.
2- Elhamdulillâhi Rabbi’l-âlemîn.
3- Er-Rahmâni’r-Rahîm.
4- Mâliki yevmi’d-dîn.
5- İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în.
6- İhdine’s-sırâta’l-mustakîm.
7- Sırâta’l-lezîne en’amte aleyhim. Ğayri’l-meğdûbi aleyhim ve le’d-dâllîn.”
آمِين . amin'
1 - Fatiha Suresi
(1) ۞ بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ [١:١]
1) Rahman (ve) rahim (olan) Allah'ın adıyla.
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ [١:٢]
2) Hamd (övme ve övülme), alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ [١:٣]
3) O, rahmandır ve rahimdir.
مَـٰلِكِ يَوْمِ ٱلدِّينِ [١:٤]
4)Din ve Ceza gününün malikidir.
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وَإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ [١:٥]
5) (Rabbimiz!) Ancak sana kulluk ederiz ve yalnız senden medet umarız.
ٱهْدِنَا ٱلصِّرَٰطَ ٱلْمُسْتَقِيمَ [١:٦]
6) Bize doğru yolu göster.
صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ [١:٧]
7) Kendilerine lütuf ve ikramda bulunduğun kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!.
آمِين . amin'